Başka tür bir romantizm
- Kaan Mika
- 14 Şub 2025
- 5 dakikada okunur
Bir gülü koparıp başkasına vermek bana kalırsa denizden çıkan bir balığın yavaş yavaş ölümünü izlemek gibi, hele bir de içi su dolu bir vazoya konulursa bu çiçek, buzlara yatmış balıkların üzerine maşrapa ile su atan balıkçılardan bir farkınız kalmaz gözümde.

Şaka şaka, biraz abarttım tabii, ama bazen insan abartma ihtiyacı duyuyor kafasındakini aktarabilmek için. Benimki de öyle bir gereksinim demek. Romantizm sübjektiftir, belirli bir kalıbı yoktur fakat yaşadığınız toplumda bazı kalıpların içerisine sığdırılır. Mesela beklentiler yaratılır. Gül almak, pahalı bir akşam yemeği, o güne özel hediyeler, takılar, parfümler… Bir üst seviye romantikler ise ne yapar? Sevgiliye özel bir hediye düşünür, bu bazen bir uçak bileti olur, bazen bir masaj seansı, bazense bir mektup, bir yazı veya el yapımı bir şey işte. Size bir sır vereyim mi? Beklentiler mutsuz eder, oysa asıl mutluluk beklememektir, gelene şükretmek, gelmeyene isyan etmemektir.
Hadi doğru söyleyin kaçınız 2-3 gün önce aldığı gülü buzlukta bekletiyor? Eh be adam, çiçeği kopardın, üzerine dalga geçer gibi su döküp turgor basıncını coşturdun, şimdi de morga mı kaldırıyorsun? Sende de hiç vicdan yokmuş doğrusu. Böceklerin rızkını gasp ettiğin yetmedi, bana bir de burada ekosistem duyarı kastırıyorsun.
Bugün sizi kim seviyor en çok? Işıklarda elinize çiçek tutuşturanlar, restaurantlarda kabarık bahşiş alanlar, valeler, otoparklar, taksiciler… ve tabii evet sevgiliniz. Bunları bir kenara bırakın, gerçek romantizm nedir ve nasıl olur bundan bahsedelim. Kalem kağıt alın, anlatıyorum..
Biraz Mevlana öğretisi, biraz eklem bacak bilgisi. Alın size 14 şubatı farklı bir gözle inceleyen bir bilim insanının absürt yazısı.
Ebeveynlikte leş böceği gibi ol
Arkadaşlarını tatilde, eşini ise çocuk yaptıktan sonra tanırmış insan. Yağmurda şemsiye tutmak, taksinin kapısı açmak, poşetlerin ağır olanını yüklenmek… Canım sen ne tatlısın öyle!
Peki ya aynı özveri ve zaman çocuklar için de paylaşılıyor mu? Okuldan çocuklara almaya giden veya sabahları çocukları giydiren kim? Akşam çocukları kim doyuruyor, hasta olduklarında kim bakıyor? Ders çalışmaları gerektiğinde peki, kim yardımcı oluyor?

İşte leş böceklerinin erkekleri böyle delikanlılar, ilk romantik buluşmalarında eşleriyle beraber bir hayvan cesedini toprak altındaki yuvalarına gömüyorlar. Eşi özenle yumurtalarını bırakıyor ve çatlayan yumurtalar beslenmeye başlıyor ölü hayvanın üzerinde. Havada aşk kokusu var, kulaklarda Kenan Doğulu şarkısı…
Çifte kumrularımız çürümekte olan cesedin üzerine salyalarını akıtarak zararlı mikroorganizmaların büyümesini engelliyor böylelikle ceset uzun süre yakışıklı ve taze kalıyor. Bir yandan da cesetten lokma lokma et koparır, ağızlarında eritip bebeklerini bu lokmalarla kuş gibi besliyorlar. Her şeyi beraber yapmak budur ve söyleyin bana bu aşk değil de nedir!
Bu arada konusu açılmışken, bu konu hakkında uzman bir bilim insanı ile çok keyifli bir röportaj yaptım. Leş böcekleri hakkında bilmeniz gereken her şeyi öğrenebileceğiniz bir yazı bırakıyorum buraya.
Cömertlikte akrep sinekleri gibi ol

Fotoğrafta gördüğünüz bir erkek akrep sineği. Bu böcekler lakaplarını erkeklerinin akrep kuyruğuna benzeyen cinsel organlarından alıyor. Akrep sineği erkekleri zehirli değildir ve sokamazlar, kuyruklarını dölleme şanslarını artırmak amacıyla dişilere kenetlenmek için kullanırlar. Buna ek olarak çiftleşme süresini artırmak için dişileri seks sırasında beslerler. Bu tür beslenmeye biyolojide “nuptial beslenme” denir. Peki dişilerin menüsünde neler var? En çok sunulan yemekler arasında küçük böcekler, örümcekler ve salya var (Biliyorum iştahınız kabardı). Sunulan bu yemekler hem dişi ile ilişki süresini uzatır hem de dişilerin karşı koyma isteğini düşürür.
Farklı tür akrep sinekleri incelendiğinde erkeklerin farklı çiftleşme stratejileri geliştirdikleri gözlemlenmiş. Örneğin, cinsel organı büyük olan akrep sineklerinin tükürük bezleri daha az gelişmiş ve çiftleşme sırasında daha az yemek sundukları ortaya çıkmış. Tam tersine, cinsel organları daha az gelişmiş olanların ise yatağa birçok yemek ile girdiği ve bol tükürük ürettiğini gösterilmiş.
Gördüğünüz gibi amaç türün devamı olduğu sürece farklı stratejiler üretmek hiçbir canlı için olanaksız değil. Bana kalırsa bu böcekler farklı özelliklerin ve davranışların soyun devamına nasıl katkı sağladığına ilişkin çok güzel örnekler. Akrep sineklerinin dünyasında can kesinlikle boğazdan geçiyor.
Babalıkta otbiçerler gibi ol

Otbiçer dediysek hemen çim biçme makinasından babanızdan görmediğiniz merhameti göreceğinizi sanmayın. Opiliones olarak bilinen Örümceğimsiler sınıfı uzun bacaklı dostlarımızdan bahsettiğimi umarım anlamışsınızdır. Sekiz bacaklı olmaları onları bazılarınızın örümcek sanmasına sebep olsa da, bu dostlar ne bazı örümcekler gibi ağ örebilir, ne de vücutları iki segmentten oluşur. İnsanlara karşı oldukça zararsız, diğer eklem bacaklılar ile beslenirler. Fakat bu yazıya konuk olmalarının ardında sıra dışı bir özellikleri var.

Bazı otbiçerler çocuklarına gözü gibi bakarlar, yuvayı diğer canlılardan korur yumurtların mikrop kapmasını önler. 7/24 çocuk bakımı yapar bir baba, rüya gibi değil mi?
Sürede alev tahtakurusu gibi ol
Latince isi Pyrrhocoris apterus olarak bilinen alev tahtakurularını baharın ilk aylarından itibaren tekrar görmeye başlayacağız. Farkettiniz mi bilmiyorum ama bu böcekleri yalnız başlarına görmek neredeyse imkansız. Yani arkadaş, biz burada sap sap dolaşıyoruz, sen böcek halinle nasıl kaptın hemen birini diye düşünebilirsiniz ve haklı da olursunuz.
Bu arkadaşlar aşkı biraz da abartıyorlar! Yaptıkları tren pozisyonunu öyle bir koruyorlar ki, dünya başlarına yıkılsa umurları olmaz. Hani bir laf var ya, mahalle yanarken alev tahtakuruları antenlerine bakım yaparmış, öyle bir şey işte.

Biliyorum, aranızdaki ekşi sözlük yazarları hemen süre için yarışa girecek. Onlar sormadan ben söyleyeyim, alev tahtakurularının 7 güne kadar durmadan çiftleşebildiklerini söyleyebiliriz. Bu canınızı çok sıktıysa ortalamadan gidelim, doğada gözlemlenen cinsel birlikteliklerin yarısından fazlası 12 saat sürdüğü gözlemlenmiş. Yani neymiş efendim, böceklerle her konuda aşık atılmazmış! Bilimsel ispat isteyenler için referansı buraya bırakıyorum.
''Gönül sevgiyi bulmuşsa kuru dal bile çiçek açar.''
demiş Hz. Mevlana.
Böcek kadar sevemeyen insanlar tanıdım bu hayatta. Ne böceğin bir suçu var burada, ne de insanın bir kastı. İnsan sevgiyle doğar ama yetiştirilme tarzından ve çevresinden ötürü bu sevginin etrafına hayattan gün aldıkça bir tuğla koyar. Bu tuğlalar kalın duvarlara, koca koca binalara dönüşebilir. Fakat biri gelir, ufak bir delik açar duvarda. Öyle başlar sevgi insanın içine dolmaya, ayın odamızı camdan ziyaret etmesi gibi. Tekrar geleceğini bilirsiniz, siz camınızı açtığınız sürece.
Ve bir böceği sevebilirsen, birçok şeyi sevebilirsin bu Dünya'da unutma. Bu yazı bir böceğe olan bakışını biraz değiştirse yeter de artar bana!

Sevgi bir defa hissedildiğinde geri dönüş yoktur. İnsan daha fazlasını ister ve daha fazlasının olduğunu da bilir. Sevgi anne ve babayla başlar, kardeşle devam eder, akrabalar ve komşulara sıçrar, yaş büyür ve kemale erer, sevgiliye bulaşır.
Sonrası hepinizin bildiği gibi mi bilmem, ama insan kendini de karşısındakini de ayırt etmeden sevmeli, hem de çok ama çok sevmeli. Sevdikçe güzelleşir bu Dünya. Yüreğinize sevgi eminim uğramıştır bir ara, tekrar düşünün. Sevgiyi önce bir insanın gözünde arayın, daha sonra bir hayvanın hareketlerinde, bir çiçeğin açmasında bir ağacın dökülen yaprağında, erkek karıncanın kopan kanatlarında ve salyangozun geride bıraktığı izde...
Gönül gözüyle baktıkça görür insan sevgiyi ve sevgiliyi. Dilerim gönül gözünüz ardına kadar açılır, Dünya'yı olduğu gibi görebilirsiniz. Hepinizin sevgililer günü kutlu olsun.
Çok sevgi!
Kaan




Yorumlar